Ciltte oluşan bir hasar veya travmanın ardından vücudun kendini iyileştirme sürecinin bir sonucudur. Cilt yaralandığında vücut iyileşme sürecini başlatmak için fibröz bağ dokusu (kollajen) üretir. Kollajen, yaranın kapatılmasını ve enfeksiyon riskinin azaltılmasını sağlarken cildin normal yapısından farklı bir şekilde onarılmasına neden olabilir. İyileşme tamamlandıktan sonra cilt yüzeyinde belirgin veya fark edilmesi zor bir iz kalabilir. Yara izleri, yaralanmanın türüne, cildin iyileşme sürecine ve bireysel faktörlere bağlı olarak farklı şekillerde oluşabilir. Küçük ve yüzeysel yaralanmalarda iz daha az belirgin olur. Derin kesikler, yanıklar veya ameliyat izleri gibi durumlarda skar dokusu daha belirgin hale gelebilir. Ayrıca yaş, genetik faktörler, cilt tipi ve yaralanma sonrası bakım süreci, yara izinin nasıl iyileşeceğini belirleyen önemli etkenlerdir.

Vücuttaki skar oluşumu, kollajen üretiminin miktarına ve dağılımına göre değişiklik gösterebilir. Normal yara iyileşme sürecinde cilt, zarar gören bölgeyi yeni deri hücreleriyle onarmaya çalışır. Ancak bazen vücut, aşırı kollajen üretimi ile hipertrofik skar veya keloid gibi kabarık yara izleri oluşturabilir. Bazı durumlarda ise tam tersi şekilde yetersiz kollajen üretimi sonucu çökük ve depresif skar dokuları (atrofik skarlar) gelişebilir. Yara izi türleri şu şekildedir:

  • Normal skar: Yara iyileştikçe düz ve ciltle uyumlu bir iz haline gelir. Zamanla rengi açılarak fark edilmesi zor hale gelebilir.
  • Atrofik skar: Çökük veya girintili yara izleridir. Özellikle akne izleri, suçiçeği izleri veya cerrahi müdahaleler sonrası görülebilir. Cilt altında yetersiz kollajen üretildiğinde ortaya çıkar.
  • Hipertrofik skar: Yara iyileşirken cilt yüzeyinde belirgin, sert ve kabarık bir doku oluşur. Kollajen üretimi normalden fazla olduğu için skar dokusu genişleyerek ciltte kırmızı veya morumsu bir görünüm oluşturabilir.
  • Keloid skar: Hipertrofik skarlara benzer şekilde aşırı kollajen üretimi ile oluşur ancak daha agresif bir şekilde büyüyerek yara sınırlarını aşar. Genellikle koyu ten rengine sahip bireylerde ve genetik yatkınlığı olan kişilerde daha sık görülür.
  • Kontraktür skar: Yanık yaraları veya büyük cilt hasarları sonucu ortaya çıkar. Deri sıkılaşarak hareket kısıtlılığına neden olabilir. Eklemlerde, boyunda veya büyük kas gruplarında oluştuğunda hareket kaybına yol açabilir.

Yara İzleri (Skar) Tamamen Geçer Mi?

Skar dokusunun tamamen kaybolması çoğu durumda mümkün değildir. Yara izlerinin görünümü zamanla azalabilir, rengi açılabilir ve cilt yüzeyiyle daha uyumlu hale gelebilir. Ancak tamamen yok olması genellikle mümkün değildir. Bunun temel nedeni skar dokusunun normal cilt dokusundan farklı bir yapıya sahip olmasıdır. Cilt iyileşirken, vücut yaranın onarılması için kollajen üretir. Kollajen, hasar görmüş dokunun yerini almak için üretilse de genellikle orijinal cilt dokusuna tam olarak benzemez. Skar dokusu genellikle daha sert, esnek olmayan ve pigment açısından farklı bir yapıya sahiptir. Bu nedenle, cilt eski haline tam olarak dönemez ve yara izi kalıcı hale geli